United Kennels

United Kennels
K-9 Training Academy
English

Anasayfa
Hakkimizda
Hizmetlerimiz
Pansiyon
Eğitim
Veteriner
Pet Shops
Servis Hizmetleri
Köpeklerimiz
Satistaki Köpekler
Alman Ç. Köpekleri
Etkinlikler
Yarismalar
Seminerler
Yurtdisi Etkinlikler
Foto Galeri
Yükle
Sik Sorulan Sorular
Iletisim
 
Kroki, Harita
 
Ziyaretci Defteri
Müşteri ve misafir
ziyaretçilerinizin görüşleri...
 
E-BÜLTEN
Gelişme ve etkinliklerden haberdar
olmak için e-mail adresinizi bırakın...

Ad Soyad:
Email:

United Kennels

Sik Sorulan Sorular

Bu bölümde köpeğivizle ilgili bilmeniz gereken hemen birçok konuyu ve size yardımcı olacak ipuçlarını bulmanız mümkün.
Size göre anormal, oysa tamamen normal olan köpek davranışlarını okuyabilir, ona göre siz de davranışlarınızı düzenleyebilirsiniz. Bu site, eğitimde karşılaşılan sorunlar, insan-hayvan ilişkileri, hayvanlardaki yaşam biçimi, pet seçimi, bakımı, beslenmesi, hastalıkları...vb. gündelik hayatta sıkça karşılaştığımız konularla ilgili geniş bir kaynak niteliğindedir.

Hayatınıza En Uygun Köpeğin Seçimi
Hayatınızda yeni bir köpek


Evinize yeni bir köpek getirmek, onun hayatının sonuna kadar sürecek olan beraberliğiniz için bir taahhütname imzalamak ya da evlenmek gibidir. Bu mutlu beraberliğin temellerini atmadan önce bir takım hazırlıklar yapmalısınız.
Belki koşu yaparken size eşlik etmesi için onu almayı düşünüyorsunuz, ama köpeğiniz koltuktan inmeyen, sürekli uyuyan, hantal bir hayvana dönüşebilir. Belki de çocuklarınızın sorumluluk almayı öğrenmeleri için onu düşündünüz. Sonunda böyle bir şeyi bir daha asla yapmayacağınızı düşünüyor olabilirsiniz.


Sorulması gereken sorular


Evinize yeni bir köpek almadan önce onunla uyum içinde yaşayabilmek için çok dikkatli bir plan yapmalısınız. Kendinize birkaç soru sorun ve bunları iyi düşünerek cevaplandırın. Yaşam biçiminiz bir köpeğin gereksinimlerini karşılamaya uygun mu? Neden bir köpek istiyorsunuz? Hangi ırklar kesenize daha uygun? Dişi mi, erkek mi? Yavru mu, erişkin mi? Komşularınız hayvan seviyorlar mı?
Bir köpek almayı düşündüğünüzde ilk önce bu beraberliğin neler getireceğini bilmeniz gerekir. Bir köpek sahibi olmak çok çeşitli sorumluluklar getirir. Köpek evinize girdiği an evinizin kokusu değişir. Gece yarıları veterinere koşmak zorunda kalırsınız. Çünkü giysilerinizden bir parçayı yutmuş olabilir.


Köpekle beraberlik size göre mi?


Bu beraberlik herkese göre değildir. Belki de bir marangozun tahtakurularına ne kadar ihtiyacı varsa sizin de bu beraberliğe o kadar ihtiyacınız vardır. Sizin yaşam tarzınızı sarsabilir. Artık yatakta rahatça kahvaltı yapamazsınız. Tatiller sizin için bir lüks olur artık. Çünkü tatile gitmek için köpeğinize uygun bir pansiyon bulmalısınız.
Veteriner harcamaları da önemli bir yer tutabilir ve bunlar aniden, beklenmedik anlarda ortaya çıkabilir. Örneğin ani bir kırık size birkaç yüz milyon liraya malolabilir. Mama fiyatları, kuaför ücretleri, oyuncaklar da ucuz olmayabilir sizin için.
Ayrıca köpeğinize ayırmanız gereken zaman da önemlidir. Günde üç defa 15dk'lık yürüyüşler yapmanız gerekecektir. Duvarlarınızda köpeğinizin ayak izlerinin olmasını istemiyorsanız ona gerekli günlük egzersizleri de sağlamalısınız. Belki topla oynamanız veya onunla koşuya gitmeniz gerekebilir.


Evinizin şekli


Evinize bir köpek aldıktan sonra köpeğinizin kokusu yatağa sinebilir. Ayrıca kiralık bir yerde kalıyorsanız ev sahibinizin bir köpek beslemenize izin vereceğinden emin olun. Köpeklerin barınaklara bırakılmasının en büyük sebeplerinden biri ev sahiplerinin izin vermemesidir. Eğer büyük ırk bir köpek almayı düşünüyorsanız evin dışında kalması için veya gerekli egzersizleri yapması için ona yer sağlamanız gerekebilir. Ayrıca köpeğinizin havlaması komşularınız için de sorun olabilir. Bu durum sizi oldukça rahatsız edecektir.
Köpeğinizi eve getirmeden önce, onun gereksinimlerini kimin karşılayacağını da önceden planlamalısınız. Köpeğinizi kim yürüyüşe götürecek? Beslenmesiyle kim ilgilenecek? Temizliğiyle kim ilgilenecek? Tüm bunları yapacak kişilerin bu sorumluluğu kabul etmeleri gerekmektedir. Eğer köpeğinizi çocuklarınız için alıyorsanız en hevesli çocuğun bile köpeğin günlük bakımını yapmaktan sıkılabileceğini unutmayın. Böylece tüm sorumluluk sizin üstünüze kalacaktır.
Eğer bir köpeğin hayatınıza girmesini uygun bulduysanız ondan sonra bunun nasıl bir köpek olacağına karar vermelisiniz. Öncelikle yavru köpek mi istiyorsunuz, erişkin mi? Yavru köpeği hayatınıza adapte etme, ona göre eğitme şansınız vardır. Bu arada onun yaşam süresini de göz önünde bulundurmakta fayda var. Bu ortalama 10-15 yıllık bir beraberlik anlamına gelmektedir.
Yavru köpeğin eğitimi zor ve zaman alıcıdır. Çişini, dışkısını temizlemek hiç de eğlenceli değildir. Ayrıca birçok yavru köpek bazı eşyaları kemirir. Bunlar değer verdiğiniz eşyalarınız olabilir. Birçok yavru -özellikle labrador, retriever gibi büyük ırklar- çok enerjiktir ve çok egzersize ihtiyaç duyarlar. Yavru köpeği yetiştirmenin en zor yanı ona sizin yaşamınıza uygun şekilde yaşamayı öğretmektir.
Erişkin bir köpek edinmenin de bazı avantaj ve dezavantajları vardır. Erişkin köpek genellikle tuvalet eğitimini almış, otur, yat, gel gibi basit komutları öğrenmiştir. Ancak genel olarak davranışları, alışkanlıkları eski sahibi tarafından verilmiş olacağından size uyumu zor olabilir.
Ayrıca safkan veya kırma bir köpek arasında da seçim yapmanız gerekecektir. Safkan ırkların detaylı bir geçmişi, kişisel özellikleri, sağlık profilleri bulunur. Ancak safkan köpekler kırmalardan fiziksel ve duygusal anlamda daha zayıftırlar. Bu aile içi yetiştirmenin bir sonucudur. Karma ırklarda, safkan ırklarda çok sık görülen davranış sorunlarına daha az rastlanmaktadır.


Irk


Eğer safkan bir köpek edinmeye karar verdiyseniz yaşam biçiminize uygun birini seçmelisiniz. Ayrıca bir köpek edinmek istemenizin nedeni de bu seçimi yaparken önemlidir. Seçim yapmanız için birçok köpek ırkı vardır. Oyun oynamak için basset hound seçebilirsiniz. Yumuşak huylu, evde bakımı kolay bir ırk mı arıyorsunuz? Cavalier King Charles düşünmelisiniz. Evde çocuklar mı var? Golden retriever lar çocuklara uyum sağlamakta gayet iyidirler. Alerjiniz varsa hypoallerjenik ırkları aklınıza getirmelisiniz. Örneğin wheaten terrier. Mizaç, boyut, genel ırk özellikleri, görünüm de ırk seçiminde hesaba katılması gereken konulardır.


Cinsiyet


Cinsiyet de göz önünde tutulması gereken önemli bir konudur. Erkek köpeklerin kısırlaştırılmamış olanları diğer köpeklere hırlamaya, onlarla kavga etmeye meyillidirler. Ayrıca daha uzun süre yürütmeniz gerekebilir çünkü birçok yere çişlerini yapmak isterler. Dişi köpeklerin kısırlaştırılmamaları durumunda gebelik riskleri vardır.


Nereden alabilirsiniz?

  • Hayvan barınakları size fazla sayıda seçenek sunabilir. Buradaki köpeklerin %30'una yakını genellikle safkan olmaktadır. Edinmek için para ödemeniz gerekmeyebilir. Gerekirse de bu çok az bir miktardır. Ayrıca bir köpeğin hayatını kurtarmış olacaksınız.
  • Köpeğinizin geçmişi hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istiyorsanız yetiştirme çiftlikleri de sizin için iyi bir fikirdir.
  • Pet shoplar da başka bir seçenektir ancak çok tavsiye edilmemektedir. Pet shop köpekleri daha çok safkan olmakla beraber çoğunlukla insancıl olmayan muameleye maruz kalmışlardır. Bazen barındırma koşullarına bağlı olarak sağlıksız olmaktadırlar.

Günün birinde dişi köpeğinizde yavru almak ya da erkek köpeğinizi damızlık olarak vermek istesiniz.Ancak yeni canlılar yaratmak ,hiç bir zaman hafife alınacak konu değildir.İstenilmeyen köpeklerin sayısı,olağanüstü boyutlara ulaştı;üretme hevesinizin durumu daha da kötüleştirmesine izin vermeyin.Doğacak yavrulara şimdiden güvenilir anneler bulmak zorundasınız. Çoğu insan üretmenin heyacan verici ve karlı bir iş olduğunu düşünürler.Ancak böyle bir girişimde bulunduklarında ise köpek üretmenin ne kadar zahmetli, pahalı ve bazen de üzüntü verici olduğunu görüp şaşırırlar.Köpeğinizden yavru alma kararını önce lütfen bu konuyu iyi düşünün ve veteriner hekiminizle konuşun.Bu küçük zahmet,sizi ve köpeğinize pek çok zorluk ve üzüntüden kurtarabilir.
Genetik Olarak :
Köpeğinize eş şeçerken fiziksel özelliklerini göz önünde bulundurduğunuzda,aslında köpeğin genetik yapısını seşiyorsunuz.Genler,kalıtımmın temel birimleridir.Her bir ana,baba yavrusuna bir dizi gen aktarır ver yavru oluşurken hangi genlerin şeçileceğine şans karar verir.Seleksiyon ve mütasyon...bunlarda yavruların genetik yapısını belirlerler.Köpek üreticileri bir dizi yavru köpek üretmek için,dişi ile erkek köpeği seçerken,bu seleksiyon sürecine katılıyorlar.Yaklaşık 14.000 yıl önce evcilleştirilmiş kurtu,günümüzün yüzlerce çeşit köpek ırkına dönüştüren te bu seleksiyondur. Genetik bozukluklar her ırkta ortaya çıkıp bedendeki herhangi bir organı etkileyebilirler.Bazı genetik hastalıklar pek çok ırkı etkilerler (örneğin; göz kataraktı ve sağırlık bazıları yalnızca bir yada iki ırkta etkili olurlar.Köpeğinizi çiftlreştirmeden önce,bu planınızdan ve köpeğinizin ırkının olası genetik bozukluklarını veteriner hekiminiz ile görüşmelisiniz.Kalıtımın dominant bir şekil gösterdiği hastalıklarda,ana ve babadan yalnızca birinin hastalığı taşıyor olması yeterlidir.Yani,dişi yada erkek köpekten yalnızca birinde hasta gen vardır ve bu hastalık bir kuşaktan diğerine aktarılır.Kalıtımın resisif gösterdiği hastalıklarda ise ana babanın her birinde iki anormal gen bulunması gerekir;böylece homozigot bir yavru doğar.Bir bozuk birde normal gen taşıyan köpekler heterozigot taşıyıcılardır,dıştan normal görünürler,ancak anormal genlerini yavrularına aktarabilirler,ta ki bir gün aynı genetik bozukluğu taşıyan iki köpek bir araya gelip yavru üretinceye kadar.
Poligenetik bozukluklar,tek bir anormal gen çiftinin buluşmasında değil de,bir dizi farklı genin kümülatif hareketinden meydana gelirler.Bu durumu oluşturan genlerin sayısını ve farklı fonksiyonlarını belirlemek güçtür vr kalıtımın şekli ailedem aileye değişir. Kromozom anormallikleri de,köpeklerdeki genetik hastalıkların nedenlerini oluşturabilirler.Bu da kromozomların sayısına ve yapısına bağlıdır.Köpeklerde 39 kromozom çifti bulunur (insanlarda 23 çift ),bu kromozom sayısı ve yapısındaki anormallikler,çoğu zaman bireylerde ciddi bozukluklara neden olur.Akraba köpeklerin birbiri ile çiftleştirlmesi,poligenetik ve resesif hastalıkların ortaya çıkma olasılığını arttırır,çünkü köpekler birbirleri ile akraba olduklarında,aynı bozuk genleri taşıma olasılıkları da daha yüksektir.Akraba evlilikleri içinde en sakıncalı olanı,anne babnın kendi yavrusu ya da kardeşlerin birbirleri ile çiftleşmesidir.Yine de akraba köpeklerin birbirleri ile çiftleştirlmesi üreticiler arasında yaygın bir uygulamadır,çünkü çok iyi özellikler taşıyan bir köpek sık sık damızlık olarak kullanılıp aynı kanı taşıyan yavruların doğmasına neden olur.


Üreme Fizyolojisi :


Köpeğinizn olgunluğa eriştiği yaş,ırkına bağlı olabilir.Küçük boy ırklar,büyük boy ırklara göre daha erken yaşta olgunlaşırlar.Genelde erkek yavrular 6 aylık olduklarında döl verecek yaşa gelirler,ancak gerçek olgunluğa 16-18 aylık olduklarında erişirler.Sağlıklı köpekler 8-10 yaşına kadar cinsel olarak faal ve verimli olabilirler.Bu dönem boyunca erkek köpek her zaman çiftleşmeye hazırdır. Dişi köpekler ilk kızgınlık dönemini çoğunlukla 7 aylık oldıklarında ortaya çıkabilirken,bazen 18 aya kadar da uzayabilir.Kızgınlık,ileri yaşlara kadar her 6 ayda bir görülür.Kızgınlık döneminde dişi erkeği kabul eder ve döllenmeye hazırdır. Dişi köpek üreme süreci 4 dönemden oluşur.


1.Proestrus :


Bu dönemde dişi köpek,erkek köpek için caziptir,vajinasından kanlı bir akıntı gelir,vulva şişmiştir.Proestrus yaklaşık 9 gün sürer,ancak dişi köpek bu dönemde çiftleşmeye izin vermez.

2.Estrus :


Bu dönemde yaklaşık 9 gün sürer,dişi erkeği kabul eder.Yumurtlama genelde ilk 48 saat içinde olşur,ancak çok değişkendir.döllenme estrus sıarsında meydana gelir.eğer yavru alınmak istenmiyorsa bu dönemde dişi köpeği erkeklerden ayrı tutmak gerekir.


3.Diestrus :


(60-90 gün) Estrusu takip eder ve bu dönemde üreme organları köpek,hamile olsun yada olamasın,progesteron hormonunun denetimi altındadır.Yalancı hamilelik,yani hamile olmadığı halde,hamileliğin tüm belirtilerini göstremesi,bazen diestrus döneminde görülür.
4.Anestrus :
Hiçbir cinsel aktivitenin meydana gelmediği diestrus'u takip eden dönemdir.3-4 ay arası sürer.


Çiftleşme :


Eğer dişi köpeğinizden yavru almak istemityorsanız,pek çok koruma yöntemi vardır.Korumanın en etkili ve kalıcı şekli,dişi köpekte yumurtalıklar ve rahmin,erkek köpekte de testslerin ameliyatla alınmasıdır.Ağızdan verilen haplarda mevcuttur,bunun avantajı ileride çiftleştirilmesi düşünülüyor ise hayvanın kısırlaşmamış olmasıdır.Her bir yöntemin avantaj ve dezavantajlarını veteriner hekiminiz ile görüşmelisiniz. Hamileliği önlemenin bir diğer yolu,dişi köpeği estrus döneminde erkek köpeklerden uzuak tutmaktır.Ancak hiçbir köpeğin ona ulaşmadığından emin olmak için sürekli dikkat etmek gerekir.İstenmeyen bir çiftleşmenin ardından östrojen vermek,gebeliği önleyebilir,ancak hormonun kullanılması tavsiye edilmez. Öte yandan dişi köpeğinizden yavru almaya kararlıysanız,henüz genç ve gelişmekte olan bir hayvanda hamilelik ve meme vermenin stresini yaratmamak için ilk estrusta çiftleştirmemelisiniz.Genelde dişi köpeğin üçüncü estrusta çiftleştirlmesi önerilir.Çoğu köpek üreticisi ayrıca,dişi köpeğin doğum sonrası toparlanması ve yeniden güç kazanması için köpeği her estrus döneminde çiftleştirmeyip bir dönemi boş bırakmayı tercih ederler,oysa dişi köpek sağlıklı ise bu gerekli değildir.Dişi köpeğin yavrulaması aırasında çok iyi beslenmesi şarttır. Çiftleştirmeden bir ay önce,dişi köpek veteriner hekim tarafında muayene edilmelidir.aşıları tamamlanmalıdır.Sağlığı yerinde olmalı,fazlakiloları olmamalıdır.Parazitler yönünden kontrol edilmeli,gerkşrse tedavisi yapılmalıdır.Çiftleştirmden önce dişi köpekler bruceloosis yönünden kontrol edilmelidirler.Brucellosis bakteriyel bir hastalıktır,kısırlığa ya da hamileliğin 45-55 gününde düşüğe yol açabilir.Erkek köpekte brucellosis yönünden muayene edilmelidir. Dişi köpekler yabancı bir ortamdan çok etkilenirler,bu yüzden erkek köpek,dişiye görürülür.Genç bir erkek ilk kez çiftleştiğinde,dişi köpeğin deneyimli olması yarar sağlar.


Hamilelik :


Dişi köpeklerde hamilelik yaklaşık 63 gün sürer.Hamileliğin belirtileri iştah,kiloda artış ve memelerin büyümesidir.Ancak yalancı hamilelik yaşayan dişiler bu belirtileri gösterebilirler.Teşhisi 28.günde veteriner hekim elle yapacağı bir muayenede koyabilir.Hamilelik döneminde dişi köpeğin çok iyi beslenmesi gerekir.Bu dönemde veteriner hekiminiz ile,dişi köpeğin hamilelik ve meme verme dönemleri boyunca beslenmesi ve bakımı,doğum sırasında yapılacakları ce acil bir durumda yapılması gerekenleri konuşmalısınız.
Doğumdan birkaç gün önce,dişi köpeğiniz yemeğini geri çevirebilir ve yavrularını doğurmayı düşündüğü yerde yuvasını kurmaya başlar.Onu daha önceden bir doğum sandığına alıştırmadıysanız,sizin dolabınızın içini,yatağınızın altındaki boşluğuya da sizin tercih etmeyeceğiniz herhangi bir yeri seçebilir.Doğum sandığında dişinin istediği kadar yer olmalı.İki alçak tarafı olmalı ve sıcak,kuru,cereyanlardan uzak bir yerde bulunmalıdır.Yumuşaklık ve temizlik için sandığın altına havlu ve başka yumuşak ömalzemeler kaoyabilirsiniz.ancak gazete kağıdı daha iyidir,çünkü kirlendiklerinde değiştirilmeleri kolaydır.Yavrular biraz büyüdüklerinde ayaklarını daha sağlam basabilmeleri için gazete kağıdı yerine daha sağlam malzemeler koymalısınız.
Doğum başlamadan kısa bir süre önce köpeğin vücut ısısı düşer.Yaklaşık 24 saat sonra ilk sancıların başlaması beklenebilir.O zaman dişi köpek hızla solumaya,huzursuz görünmeye ve bazen kusmaya başlar.Kusma,doğumun başladığı sırada normaldir,ancak devam etmesi halinde bir hastalğın habercisi olabilir.


Doğum :


Normal,sağlıklı bir köpek genelde kolay doğum yapar,bir doktorun yardımına gerek duymaz.Her yavru kendi plazentası içinde doğar,ancak yavru nefes almaya başlamadan önce bu plasentanın alınması gerekir.Genelde dişi köpek bu işi hemen yerine getirir ve göbek bağınıda keser.Doğumdan sonra yavruları,onları temizlemek ve solunumalarını sağlamak için yalayıp durur.Yaklaşık 3 hafta süren bu yalama bir başka yaşamsal amaç daha taşır;yavruların dışkılamasını sağlar.Bazen,dişi köpek plasentayı açmayı veya göbek bağını kopartmayı ihmal eder,ya da bu işi kendi başına yapamaz.Böyle durumlarda derhal duruma müdahale etmeye hazır olmalısınız.Yavru köpek,oksijeni tükeninceya kadar plasentanın içine en fazla 8 dakika kalabilir.Plasentayı ilk önce yavrunun kafasındaki bölgede yırtıp daha sonra tamammını alarak açabilirsiniz.Sonra yavrunun ağzı ve burnundaki tüm sümükleri alın ve kan dolaşımını sağlamak için bir havlu ile ovalayın.Göbek bağını,balmumu sürülmemiş bir iplikle bağlayın ve karnın yaklaşık 5 cm yukarısından kesin.Yararın iltihaplanmasını önlemek için tentürdiyot sürün.
Verteriner Hekimi Ne Zaman Çağırmalısınız.
Eğer doğum sırasındaki olaylar,durumun sizin becerilerinizi aştığını düşünmenize neden oluyorsa ve dişi köpeğin hayatı tehlikedeyse veteriner hekiminizi derhalyardıma çağırın.Tehlike belirten durmlar şunlardır.

  • Aşırı ağrı belirtileri.
  • Daha önce bir yada daha çok yavru doğmuş olduğu halde,yeni bir yavru doğmaksızın sancıların 3 satten fazla devam etmesi.
  • Titreme ya da kolaps (bitkinlik) hali.
  • Birinci yavrudan önce koyu yeşil ya da kanlı bir akıntının gelmesi (ilk yavrunun doğumundan sonra bu normaldir.)

Ayrıca anne ve yavruların doğum gününde veteriner hekiminiz tarafından muayene edilmelidir.

Yeni Doğan Yavrular :

Yeni doğan yavru,beden ısısını kontrol edemez ve bu nedenle sıcak bir ortamda tutulmalıdır.Yaşamın bu ilk günlerinde üşümesi yavruyu strese sokar ve enfeksiyon hastalıklarına açık hale getirir.
Doğumdan sonra anne köpeğin ilk ürettiği süte "kolostrum" adı verilir her yavru,doğumdan olabileceğince kısa bir süre sonra kesinlikle ilk 24 saat içinde kolostrum içebilmelidir.Kolostrum yavruya fayda sağlayan pek çok madde içerir,örneğin,annenin bağışıklık kazanmış olduğu tüm enfeksiyon hastalıklarına karşı yavruyu koruyacak imünoglobulinler doğumdan birkaç gün sonra artık yavru tarafından alınamazlar.
Bazen bir dişi köpek yavrularına bakmak istemez ya da bakamaz.Böyle bir durumda,siz onun yerini almak zorundasınız;yavruları beslemeli,dışkılamalarını sağlamalı ve sıcak bir ortam sunmalısınız.Yavru köpekleri sürekli olarak sıcakta,soğuk hava akımlarından uzak tutmak çok önemlidir.7.günden 10.güne kadar ısı yavaş yavaş azaltılabilir.Pek çok kişi,köpeğin yaşamanın ilk günlerinde idrar ve dışkı yapmasının her beslemeden sonra annesi tarafından sağlandığının farkında değildir.Anne bu işi üstlenmiyor ise ılık suya batırılmış bir parça pamuk ile anal bölgeyi hafifçe ovalayın.Yavru köpeklere düzenli olarak hafifçe mesaj yapılması çok yararlıdır;bu bir tür pasif jimnastiktir,aynı zamanda kan dolaşımını uyarır.

Memeden Kesilmeleri:


Yavru köpekler 5-6 haftalık olduklarında yavaş yavaş memeden keslimelidirler.Bu dönemde yavrulara arasıra ılık suyla iyice yumuşatılmış bir yavru köpek maması sunabilirsiniz.Zamanla sizin sunduğunuz bu yavru köpek mamasının miktarını arttırıp annesinin memesinden ayrılmasını sağlarsınız.Ancak sindirim sisteminin bu besin değişimine alışmasını sağlamak için tüm besin değişikliklerini yavaş yavaş yapın

Yukarı

İTAAT EĞİTİMİNİN FELSEFESİ


Öğrenmenin önemi


Eğitimin amacı uysal ve mutlu bir köpeğe kavuşmaktır. Tabii ki bir de mutlu hayvan sahibine. Eğitim metodunuz ne olursa olsun pozitif teşvik komutların öğrenilmesinden sonra ihmal edilmemelidir. Öğrenme ilginç bir araştırma alanı olduğu kadar, köpek eğitiminde olduğu gibi, bir o kadar da tartışma alanıdır. İnsanların ve hayvanların öğrenme performansları bu teşviklere bağlıdır. Bu teşvik pozitif ya da negatif olabilir.Siz ve köpeğiniz bir takımsınız. Sizin ihtiyaçlarınıza göre seçilmiş metotları kullanarak en iyiye ulaşabilirsiniz. Geçmiş yıllarda köpek eğitiminin felsefesi pozitif metotlara daha çok önem vermiştir. Bunun nedeni öğrenme sürecine etkisi ve insancıl nedenlerdir.


Teşvik tipleri


Teşvik, davranışın bir daha yapılma olasılığını arttıran her türlü etken olarak tanımlanabilir. Basitçe, davranış desteklendikçe öğrenilir.Hayvan sahiplerine pozitif teşvik daha insancıl gelmekte ve bunu daha çok kullanmaktadırlar. Pozitif teşvik, köpeğin itaatkar davranışlarını ödüllendirmekten ibarettir. Bu ödül, sevdiği bir yiyecek, onu sevmek, övmek olabilir. Negatif teşviki ise cezalandırmayla karıştırmamak gerekir. Aksine cezalandırmanın tam tersidir.Cezalandırma bir davranışın bir daha yapılmasını engellemek için uygulanmaktayken, negatif destek (teşvik) bu davranışın yapılmasını tetiklemektedir. Ancak bunu hoş olmayan dürtüler kullanarak yapmaktadır. Yani köpek bu davranışı yapana kadar dürtüler devam eder ve köpek davranışı yapınca dürtü sona erer. Bir başka deyişle köpek bu dürtüyü söz konusu davranışı yaparak durdurur. Biniciler de atlarına ayaklarıyla basınç uygularlar. Bu negatif desteğe bir örnektir. Atlar da bu şekilde yürümeleri için eğitilmişlerdir. Bu basınç negatif teşviktir ve atın yürümesi basıncı durdurur

.
Irk farkı


Her eğitim metodu her durum için geçerli değildir. Köpeklerin de bazı komutları öğrenme kabiliyeti değişmektedir. Öğretilmeye çalışılan davranış ve köpeğin içinde bulunduğu durumla da ilgilidir. Örneğin bir poodle caddelerde tasmayla kibarca yürüyebilir, bir retriever avı, kamışlarla örtülü bir gölün ortasına düşmüş dahi olsa, sahibine getirebilir. Border colieler itaatkar olmaya, söz dinlemeye meyillidirler. Basset houndları eğitmek için ise daha çok özen göstermek ve daha çekici ödüller bulmak gerekir.


Diğer metodlar


Peki pozitif destek dışında diğer metodlar neler? Negatif destek hala birçok köpek eğitim metodunda kullanılmaktadır. Örneğin avcı köpeklerin getirdikleri kuşu bırakmaları için kullanılmaktadır. Kuşu getiren köpeğin kulağını bükmek buna bir örnektir. Köpek ağzını açana kadar avcı kulağını tutar ve köpek kuşu bırakınca avcı da kulağını bırakır.Cezalandırma da bir eğitim aracı olarak kullanılmaktadır. Örneğin eğitim tasmalarında(boğucu tarzda olanlar). Köpek sahibinin yürüyüşüne ayak uydurmayıp tasmayı çekiştirdiğinde tasmaya uygulanan ani bir çekme hareketi -çok kısa süreli ve çok kuvvetli olmayacak şekilde- köpeğin çekiştirmeye bir son vermesini sağlayacaktır. (Ancak bu tasmalar genellikle yanlış kullanılmaktadır. Köpeğin boynuna göre boyu ayarlanmalı ve kullanıcı bu tasmayı doğru şekilde kullanmayı bilmeli. Aksi halde köpek çekiştirdikçe boynunda kronik rahatsızlıklar şekillenecektir.)
Cezalandırmaya örnek olarak havlamayı önleyen tasmalar ve yer altı çitleri de gösterilebilir. Köpek havladığında veya çit sınırına gelince bir elektrik şoku hisseder. Yine de bunlar kullanılacaksa bile pozitif metotlarla da desteklenmelidir. Çünkü sonuç olarak pet lerimizin mutluluğunu isteriz her zaman.

Yukarı


KAPROFAJİ


Genel Bakış

  • Kaprofaji, veya dışkı yeme köpeklerde sık rastlanılan bir sorundur. Kedilerde nadiren görülmektedir.
  • Birçok köpek sadece kendi dışkılarını değil, kedi, at gibi diğer hayvanların dışkılarını da yemektedir.
  • Yavrularını besleyen köpeklerde bu davranış normal sayılmaktadır. Anne köpek yavrularının dışkılarını barınağını temiz tutmak için yiyebilir. Ayrıca vahşi yaşamda da sınırlı besin kaynağı olduğundan köpekler bu ortamda diğer hayvanların dışkılarını yemeyi de öğrenmişlerdir. Bu dışkılar çoğu zaman onlar için besin kaynağı olmuş ve köpeklerin hayatta kalmalarını sağlamıştır.
  • Kaprofajinin tıbbi nedenleri ise ekzokrin pankreas yetmezliği, cushing sendromu (hyperadrenucortisizm), steroid uygulamaları, intestinal parazitler, hypertiroidizm (kedilerde), diabetes mellitus (şeker hastalığı), beslenme noksanlıklarıdır(nadiren).
  • Köpeklerdeki bu davranışın nedenleri üzerine birkaç teori vardır. Bunlardan bazıları, annenin barınağını temizlemek için yavrularının dışkılarını yemesi alışkanlığının devamı olduğu, uygun olmayan dışkılamalar için geçmişte verilmiş cezalara tepki olduğu, çevresel faktörlerdeki değişikliğin yarattığı stres durumu gibi sıralanabilir. Bazı veterinerler ise köpeklerin bu tadı sevdiklerini savunmaktadırlar.
  • Dışkı yiyen köpeklerde sürekli veya tekrarlayan parazit enfeksiyonları, gastroenterit (kusma, diare) görülebilmektedir.

Eğer köpeğinizde kaprofaji var ise bunlara dikkat edin.

  • dışkı kusma
  • kilo kaybı
  • diare (ishal)
  • halitosis (kötü kokan nefes)
  • su tüketiminde değişiklik
  • idrar miktarında artış

Veteriner Bakımı


Unutmayın ki hekim öncelikle sizin vereceğiniz bilgilerin doğrultusunda size yardımcı olabilir.
Petiniz kaprofajik ise veterinerinize başvurmalısınız. Veterineriniz kaprofajinin altında yatan nedeni teşhis etmek için birtakım testler yapabilir. Köpeğinizin mamasının besin değerini ölçebilir ve tıbbi bir nedeni olup olmadığını araştırır, gerekli tedavi yöntemlerini size açıklar.
Teşhis

  • Anamnez ve muayene
    Petinizin diyeti hakkındaki sorular dışında veterineriniz kusma, kilo kaybı, diare ve dışkıda parazit görüp görmediğinizi de araştıracaktır.
  • Petinizin diyetinin incelenmesi
    Petinizin mamasının içeriğini yazan kısmını yanınızda götürün.
  • Dışkı muayenesi
    Bir parça dışkıyı veterinerinizin parazit muayenesi yapması için yanınızda götürün.

  • Biyokimyasal testler Genel bakış kısmında bahsedilen hastalıkları ortaya çıkarmak için yapılmalıdır.
  • Kan testleri
    Pankreas enzim fonksiyonunun ve ekzokrin pankreas yetmezliğinin tanısı için.
  • Hyperadrenokortisizmi (cushing sendromu) araştırmak için adrenal fonksiyon testleri
  • Kedilerde tiroid seviyesine hypertiroidizm için bakılabilir.

Tedavi
Tedavi sorunun tıbbi veya davranış bozukluğu kaynaklı oluşuna göre değişir. Gıdasal eksikliklerden kaynaklı durumlarda dengeli bir diyet ile sorun giderilebilir. Problem davranış kaynaklı ise çeşitli yollardan bu durumun önüne geçilebilir. Bunlar şu şekilde sıralanabilir.

  • Köpeğinizi sürekli tasma ile dolaştırın. Böylece dışkı yemesini engelleyebilirsiniz. En geçerli yöntemlerden biridir.
  • Köpeğinizi dışkı yaptığında mükafatlandırabilirsiniz. Böylece dışkıladıktan sonra, dışkısı yerine sizin vereceğiniz ödülü yemeyi tercih edecektir.
  • Diyetinin değiştirilmesi de bir çözüm olabilir. Böylece dışkısının tadı da değişeceğinden kendi dışkısını yemekten vazgeçebilir.
  • Köpeğiniz dışkıya yöneldiğinde onu cezalandırabilirsiniz.
  • Köpeğin dışkısını yemesini önlemek için dışkının tadını değiştirme yoluna da başvurabilirsiniz. Bunu kötü, acı tadı olan maddeleri dışkıya karıştırarak yapabilirsiniz. Acı biber sosu enjekte ederek az da olsa başarı sağlanabilmektedir. Dışkının tadını değiştiren, daha az çekici kılan başka ürünler de bulunmaktadır. Ancak bu, köpeğinizin başka hayvanların dışkısını yemesini engelleyemez.
  • Bir başka çözüm de dışkıya kusturucu ilaç uygulamaktır. Böylece dışkı yedikten sonra hayvanınız kusacaktır. Bir zaman sonra dışkı yememeyi kendisi öğrenecektir.

Evde Bakım

  • Veterinerinizin tavsiyelerini uygulayın.
  • Köpeğinizin olumlu davranışlarını ödüllendirin.
  • Uygun egzersizler yaptırın.
  • Dışkıları günlük olarak uzaklaştırın.
  • Paraziter veya diğer hastalıkları tedavi ettirin.
  • Petinizin dışkısını rutin olarak parazit açısından kontrol ettirin.

Koruyucu bakım

  • Köpeğinizi gezdirirken tasma kullanın ve onu serbest bırakmayın. En etkili koruma yöntemi budur.
  • Yüksek kaliteli bir diyet kullanın.

ÇEŞİTLİ KÖPEK HASTALIKLARI

Tüm hayvanlar yaşamları boyunca çeşitli enfeksiyonlara maruz kalırlar.Anneden alınan antikorların etkisi sona erdiğinde enfeksiyonlara karşı zayıf hale gelirler.Enfeksiyona yakalanmadan önce,kendi bağışıklıklarını geliştirmeleri için gerekli olan yeterli miktarda antikoru üretecek B hücrelerine sahip olmaları gerekir.Özellikle köpek üretim merkezleri,barınaklar,pansiyonlar,pet shop ve dog showlar gibi kalabalık çevrelerde bulunan yavrular yüksek risk altındadır.Bu nedenle,viral ve bakteriyel aşıları tamamlanmış olan yavru köpeklerin,dog show gibi etkinliklere katılması doğru değildir.


VİRAL HASTALIKLAR


Gençlik Hastalığı : (Canine Distemper)


Köpeklerin gençlik hastalığı bulaşıcı viral bir hastalıktır.Kolostrum (anneden ilk emzirme sırasındaalınan süt,ağız sütü,yüksek miktarda antikor içerir.)almış yavrularda.maternal(anneden alınan) antikorlar yavruyu % 12 hafta korur.Kolostrum almamış olanlarda ise bu süre 1-4 haftadır.Bu nedenle hastalık genelikle 3-12 aylık köpeklerde yaygındır.Fakat daha yaşlı köpeklerde de rastlanabilmektedir.Yüksek ateş (40-41C) ile başlayan hastalık,iştahsızlık,depresyon,burun ve göz akıntıları,kusma ve ishal ile devam eder.Hastalığa yakalanan köpeklerin büyük kısmı (%60-80) ölür.Hastalığın en çok görülen tipi solunum tipi olmak üzere sindirim sistemi ile ilgili ve sinirsel belirtilerin gözlendiği hastalık formları daha sık görülür.Hastalığın sinirsel formunda sara tipi nöbetler,tikler ve felçler gözlenir.Distemper virüsü T ve B hücreleri ile makrofajları etkiler.Köpek iyileşse bile virüsün bağışıklık sisteminde yaptığı bozukluk kalıcı olur.Distemper virusünün hastalık yapma yeteneği köpek makrofajları üzerindeki bu replikasyon yeteneğinden ileri gelmektedir.


Kanlı İshal :(Canine Coronavirüs) Kanlı ishale neden olan parvovirüsler nisbeten yeni virüslerdendir ve kedilerin gençlik hastalığı virüsleri ile yakkınlıkları vardır.İlk olarak 1978 yılında ortaya çıkan ve yüzbinlerce köpeğin ölümüne neden olan bu hastalık köpeklerin afeti olarak tanımlanmaktadır.İlk olarak Kuzey Amerika'da tanımlanan hastalık bundan sonra Avustralya,Yeni Zelanda,Asya,Merkez Amerika ve Güney Afrika'da görülmüştür.1983'lü yıllarda itibaren 50'yi aşkın ülkede gözlendiği bildirilmiştir.Hastalık her yaştaki köpekte gastrointestinal belirtilere,yavru köpeklerde kalp kasının iltihabına(miyokarditis) neden olur.Özellikle yavru köpekler için tehlikeli olan parvoviral enteritise,3 yaşın altındaki köpeklerde rastlanmaktadır.Yeni zelanda'da yapılan bir araştırmaya göre 0-7 haftalık köpeklerde hastalığın insidansı %63, 8-12 haftalık köpeklerde %29, 3-6 aylık köpeklerde %23, 6-12 aylık köpeklerde %14, 1-2 yaşındakilerde ise %9, bir yaşından sonra da %11 olarak tespit edilmiştir.Bu virüs özellikle hızlı olarak bölünen hücreleri hedef alır.Bu hücrelerde organizmada barsakta bulunan ve alınan besinlerin değerlendirilmesi ile ilgili olan hücrelerdir.
Parvoviral hastalığın ilk belirtisi şiddetli kusmadır.Kusmuk gri-beyaz renkte ve suludur.Kusmayı sulu,kötü kokulu,sarıdan kahverengiye kadar değişen renkte ishal izler.İshal halinde çıkarılan dışkıda taze ya da pıhtılaşmış halde kan bulunur.Ateş 41.C kadar yükselir.Kusma ve ishal nedeni ile oluşan sıvı kayıpları sonucu çoğu yavru köpekler ilk 24 saat içerisinde ölür.Kalbin etkilendiği durumlarda ise çoğu zaman yavru köpekler ölü bulunurlar.Bu hastalıkta ölüm oranı %50'nin üzerindedir.
Parvovirüslerin bağışıklık sistemini baskıladıkları bilinmektedir.Ancak bunun mekanizması ve lenfosit fonksiyonlarını nasıl etkiledikleri henüz açıklığa kavuşmamıştır.Virüslerin bağışııklık sistemini nasıl baskıladıklarına ilgli 4 ana mekanizma vardır.Bu mekanizma lar sayesinde virüsler,vücudun bağışıklık sisteminin zayıf taraflarını araştırarak kendi varlıklarını garentiye alırlar.Virüsler:
1)T ve B hücrelerinin fonksiyonlarını bozar veya onları yok ederler.
2)Bağışıklık sisteminin düzeninde dengesizliğe yol açarak,baskılayıcı T hücrelerinin aşırı aktif hale gelmesine neden olurlar.
3)Makrofajlar bu virüsleri yutarken,makrofajlara zarar verebilir vemakrofajları enfekte edebilirler.
4)Hedef hücrelerin genetik kodlarını çalabilirler.
Virüsler özellikle belirli bir hücreyi etkileyen kimyasal habercilerin reseptörlerine kendi genetom proteinlerini yerleştirirler.Bu şekilde virüs, habercinin gönderdiği kamutları bozar veya ortadan kaldırır.Modifiye canlı parvovirüs aşıları,köpeklerde 2-5 haftalık bir süre için bağışıklık sistemini baskılayıcı etki gösterir.


Bulaçıcı Karaciğer Hastalığı : (Infectıous Canine Hepatitis, CAV-1)
Bu hastalığın etkeni adenovirüslerdir (CAV-1) ve bulaşma hasta köpeklerin idrarı ile olur.Hastalığın en şiddetli formları yavru köprklerde görülmektedir.Aşılı anneden doğan yavru köpekleri kolostrum 5-7 haftaya kadar koruyabilir.Bulaşıcı karaciğer hastalığının 13 yaşındaki köpeklerde bile ölüme yol açtığı bilinmektedir.Adenovirüsler tüm dokuları enfekte edebilme yeteneğindedir.Fakat daha çok karaciğer hücreleri ile ilgilidirler ve bu organda şiddetli yangıya neden olur.Hastalığın ilerleyen dönemlerinde gözlerde kornoval opasite (kornoal bulanıklık) şekillenir.Mavi göz olarak daadlandırılan bu bozukluğun nedeni gözlerin pigmentli tabakasının yangısıdır ve aşılamayı takibende gözlemlenir.


Adenovirüs Tip-2 Enfeksiyonu : (Canine Adenovirüs Type-2 CAV-2)
Bu virüs daha çok solunum sisteminde hastalık yapmaktadır."Trache obronşitis veya Kennel Cough" olarak adlandırılan köpek öksürüğü hastalığının etkenlerinden biridir.Özellikle kalabalık ortamlarda barınan köpekler arasında yaygındır.CAV-2 aşısı aynı zamanda CAV-1 aşı virüsü nedeniyle oluşabilecek korneal reaksiyonlarıda önler.


Köpek Nezlesi : (Canine Parainfluenza)
Bu viral enfeksiyon solunum sisteminde orta dereceli bir yangıya neden olur.Ancak CAV-2 virüsü ve Bordetalla bronchiseptica bakterisi ile kombine halde çok şiddetli ve ölümcül enfeksiyonlara neden olurlar.


Koronavirüs İshali : (Canine Coronavirüs)
Koronaviaral enfeksiyon genellikle subklinik olarak seyreder.Klinik belirtileri ateşle ve hafif bir inestial akıntı ile başlar,sonraları kusma ve ishal gözlenir.Koronaviral hastalık tek başına şiddetli enfeksiyonlara neden olmamakla birlikte,özellikle parvoviral enfeksiyonlarla birleştiği zaman,hem klinik belirtilerin şiddeti hem de ölüm oranında artış görülür.


Kuduz :(Rabies)
Kuduz sıcak kanlı hayvanların merkezi sinir sistemini etkileyen viral bir hastalıktır.Bu eski ve korkunç hastalığın etkeni olan Rhabdovirüsler beyinde yangı(iltihap) meydana getirirler.Bu virüs enfekte hayvanların salyası ile taşınır.İnkubasyon periyodu(Etkeni aldıktan hsatalığın başlamasına kadar geçen zaman periyodu.) 10 gün ile birkaç ay arasında değişir.Kuduz ölümcül bir hastalıktır.Klinik belirtiler ortaya çıktıktan sonra tedavinin faydası yoktur.Birçok vahşi hayvan(ratlar,racoonlar,yarasalar,tilkiler) kuduzun rezarvuarı durumundadır.Aristotlr "Hayvanın Tarihçesi" adlı kitabında kuduzu éköpek Deliliği" şeklinde tanımlamıştır.Kuduzdan korunma için modifiye canlı ve ölü aşılar bulunmaktadır.Son yıllarda ölü aşıların daha etkili bulunması,modifiye canlı aşıların vazgeçilmelerine neden olmuştur.


BAKTERİYEL HASTALIKLAR


Bordetelloz:


Bu hastalığın etkeni olan Bordetella bronchiseptica bakterisi Adenovirüs Tip-2 ve Parainfluenza ile birleşerek Köpek Öksürüğü diye adlandırılan hastalığı meydana getirir.Köpek bordetellozisi şiddetli öksürüğe neden olur.Aşı özellikle intranazal (burun içi) olarak uygulandığı zaman çok etkili koruma sağlar.Toplam 13 antijenlik tip bu hastalığa neden olabilmektedir.Fakat sadece 3 tanesine karşı aşı geliştirilmiştir.Ancak bu üçü %90 nın üzeindeki vakadan sorumlu olan antijenlerdir.


Leptospiroz:


Klinik tablosu oldukça değişik olan bu enfeksşyonda ateş ile başlayan hastalık tablosu böbrek yetmezliği ile sonuçlanır.Böbrek fonksiyonlarının bozulması üremiye neden olur.Başlıca belirtileri halsizlik,uyuşukluk,deprosyon,iştahsızlık,ishal,kusma,ağız ve göz mukozalarının yangısı,anormal sinirsel belirtiler ve ölüme neden olan kan pıhtılaşması bozukluklarıdır.Bulaşma enfekte köpek ve ratların idrarları ile olur.Bu hstalığın en önemli özelliği insanlarada bulaşabilmesidir.


AŞISI BULUNMAYAN ÖNEMLİ KÖPEK HASTALIKLARI


Herpesvirüs :

Bu viral enfeksiyon özellikle yavru köpekler için öldürücü bir hastalıktır.Süt emme çağındaki yavru köpeklerde hafif derecede solunum yolu enfeksiyonuna neden olur.Kalıcı enfeksiyonlar olgun dişilerde meydana gelebilir.Herpesvirüsler sinir hücrelerine yerleşerek bağışıklık sisteminden korunabilme yeteneğindedirler.Brusellosizin aksine,herpesvirüsle enfekte olan gebeler doğum yaparlar.Ancak matarnal antikor geçişini sağlayamazlar.Bu annelerden doğan yavrular herpesvirüslere karşı duyarlıdırlar.


Bruselloz:


Bu bakteriye hastalığın ne aşısı nede tedavisi vardır.Hasta köpekler devamlı taşıyıcı durumundadırlar.spontan yavru atmalar brusellosizin ilk göstergesidir.Bulaşma oral ve mukoz membranlar yoluyla olmaktadır.erkek köpekler enfeksiyonu çiftleşme yoluyla enfekte dişi köpeklerden alırlar.Ayrıca hasta dişilerin vulvalarının yalanması ve idrarlarnın alınması yolu ilede bulaşmalar olmaktadır.Dişiler de yine çiftleşme ve hastalığın etkeni olan bakterilerin ağız yolu ile alınması neticesinde hastalığa yakalanırlar.Bu nedenle dişi köpekler üreme öncesinde brusellosiz yönünden kontrol edilmelidir.

Yukarı

KÖPEKLERDE AĞIZDA TÜMÖR OLUŞUMLARI

Kedi ve köpeklerde ağız boşluğunda iyi ve kötü huylu olabilen tümöral oluşumlara sıkça rastlanılmaktadır. Özellikle kötü huylu tümörlerin tüm vücutta genellemesi yapıldığında ağız ve yutak bölgesinde yer alan kötü huylu tümörler dördüncü sırada yer almaktadır. Böyle olmakla beraber hem kedilerde hemde köpeklerde şekillenen ağız içi tümörlerinin yaklaşık olarak % 5 lik bir kısmı kötü karakterlidir.

Kedi ve köpeklerde, nefesin kokması, yutma güçlüğü, salya artışı, ağzın kapatılamaması, çiğneme güçlüğü ve yüz bölgesinde şişkinlikler gibi spesifik olmayan klinik bulgularla beliren bu tümörlerin kliniksel başlangıçları, biyolojik davranışları ve tedavileri birbirinden farklıdır.

Ağız boşluğunda şekillenen tümörlerin sık görüldüğü ve yatkınlığı bilinen köpek ırkları, Golden Retriever, German Shorthaired Pointer, Weimaraner, Saint Bernard, Boxer ve Cocker Spanieldir. Ancak tüm ırklarda görülebilen ve genellikle diş etlerinde şekillenen bu tümöral oluşumlara karşı, cinsiyete bağlı bir yatkınlık da söz konusudur. Özellikle iri ırk erkek köpekler, dişilere oranla bu tümörlere karşı daha hassastır. Kedilerde ise ırka ve cinsiyete bağlı bir hassasiyet söz konusu değildir.

Ağız da şekillenen tümöral oluşumlar biyolojik yapısına bağlı olarak iyi ve kötü huylu, sınırlı yada metastazik karakterli olarak sınıflandırılabilir. Metastazlar genellikle çene, boyun ve farenx’in arkasında yer alan lenf yumrularında görülür. İster iyi huylu ve sınırlı, isterse kötü huylu ve yayılmacı olsun ağız içinde şekillenen tümörlerin birincil mekanik etkisi çiğneme ve yeme bozukluğu olarak gözlenir. Her iki durum da iştahsızlık, kilo kaybı ve kaşeksi gibi daha ciddi sorunlara neden olabilir.

Yayılmacı karakterli tümörlerin metastaz yaptığı ikinci organ ise akciğerlerdir. Bu durumda da öksürük ve solunum güçlüğü gibi belirtiler görülebilir. Bu vakalarda tedavinin başarı şansı şekillenen sekunder akciğer hastalıklarına bağlı olarak düşebilir.

Genellikle orta yaş ve üzerindeki kedi ve köpeklerde görülen ağız içi tümörleri, tümörün türüne bağlı olarak istisnalar gösterebilir ve daha erken yaşlarda da şekillenebilir. Örneğin
kedilerde ileri yaşlarda daha sık görülen squamatöz cell carsinoma bir yaşından küçük köpeklerde de görülebilmektedir.

Köpeklerde ağız boşluğunda görülen dört çeşit tümör vardır.
Bunlar şöyle sıralanabilir.

Malignant Melanom
Fibrosarcom
Squamous Cell Carcinom
Epulis
Malignant melanom

Sıklıkla orta yaş ve üzerindeki erkek köpeklerde görülür. Lezyonlar tipik olarak pigmentli, parlak ve tek başlarına bulunan kitleler halindedir. Genellikle mukoza ile birleşmiştir. Çoğu zaman pigmentli yapıda olmakla birlikte yarı pigmentli bir karakterde de görülebilir. Ağız içinde belli bir bölgede yerleşim söz konusu değildir ve tüm ağız içi ve yutak bölgesinde görülebilir. Ancak özellikle diş eti, yanak ve dudak mukozaları en yaygın görüldükleri yerlerdir.

Malignanat melenomlar; kemik dokuya doğru yayılmacı kararakter gösteren ve metastaz yapabilen kötü huylu tümörlerdir. Metastazlar özellikle bölgesel lenf düğümlerinde ve
akciğerlerde görülmektedir. Bu metastazların şekillendiği ileri durumlarda, ortaya çıkan metastazik hastalıklar ve nüksler ölüme neden olabilmektedir.

Fibrosarcom ;Genellikle daha genç köpeklerde görülen kötü huylu tümörlerdir. Özellikle Golden Retriever ve Doberman Pinscher ırklarında fibrosarcom’a karşı bir yatkınlık söz konusudur. Hastalıktan daha sık etkilenenler ise erkek köpeklerdir. Lezyonlar bağ dokudan köken alan, pembe, sapsız, etli bir yapıda kitlelerdir. Çoğunlukla diş eti ve damak gibi yumuşak dokularda yerleşirler. Fibrosarcom’lar daha az metastatik potansiyele sahiptirler ve bu nedenle de operatif olarak tedavisinden olumlu sonuçlar alınabilir.

Squamous cell carcinoma; Genellikle orta yaş ve üstü köpeklerde görülen kötü huylu tümörlerdir. Bu tümörler hem sapsız, etli ve gevrek kitleler halinde, hem de ülseratif ve infiltratif lezyonlar şeklinde görülebilir (genelde kemiklerde yerleşirler.). Metastatik hastalıklardan çok doku üremelerine neden olsa da hastalığa maruz kalan köpeklerde bölgesel lenf düğümlerinin etkilenmesi nedeniyle regional lymphadenopathy oldukça yaygındır. Bu tümörlerin biyolojik etkileri yerleştikleri yere bağlıdır. Ağız boşluğunun arka bölümlerinde şekillenen tümörler hızlı bir şekilde dokularda yayılarak metastazlara neden olur. Oysa ağız boşluğundaki bademcik, diş çevresi, yumuşak damak, pharynx gibi çıkıntılı bölgelerde şekillenen tümörler ise yöresel istilacıdır ve düşük metastatik özellik gösterir.

Epulisler; Diş etlerindeki iyi huylu tümörlerdir. Üç histolojik türü vardır. Bunlardan fibromatöz ve kemikleşmiş epulisler iyi huyludur. Boxer ırkında oldukça sık karşılaşılan bu tümörler koterizasyon gibi cerrahi uygulamalar ile tedavi edilebilir. Akantamatöz epulisler ise alt çene ya da üst çenekemiğinin orta bölümlerindeki diş etinde genellikle orta yaş ve üstü dişi köpeklerde görülen kötü huylu tümörlerdir. Bölgesel olarak derin istilacı olan bu tümörler pembe, sapsız ve etli kitleler şeklindedir. Tedavide gecikilirse yüzde şekilsel olarak ciddi bozulmalar yanında çiğneme ve mekaniksel çene bozukluklarına da neden olabilir.

Özellikle genç köpeklerde viral hastalıklara bağlı olarak şekillenen tümöral oluşumlar nadirde olsa ağız içinde görülmektedir. Bunlar çoğu zaman bulaşıcı papillom karakterindedir. Örneğin spesifik olarak sadece köpeklerde görülen Transmissible Veneral Tümör (TVT)ler bulaşma yolu ile ağız içine taşınarak burada da tümöral oluşumlara neden olabilmektedir. Ayrıca dental tümörler olarak kabul edilen ameloblastoma ve fibroameloblastomalara da köpeklerde rastlanmaktadır. Diş minesinden salınan kolumnar epitel hücrelerden ve çevresindeki bağ dokudan köken alan bu kistik yapılar iyi karakterlidirler.

Kedi ve köpeklerde görülebilen nasal tümörler de ağız içinde tümör oluşumuna neden olabilmektedir. Bu tümörler burundan köken alan ve damak boyunca yayılarak ağız içine geçen tümörlerdir. Bu tümörlerde karakter olarak iyi veya kötü huylu olabilir. Bu tür tümörlerin köken aldığı yer önem taşır. Eğer burundan gelen bir akıntı söz konusu ise nasal kökenli tümör hatırlanmalı ve akıntının karakterine dikkat edilmelidir.

PARAZİT KONTROLLERİ


Genel bilgi

  • Bağırsak parazitler: Yavru köpekler erken yaşlarda bağırsak parazitlerine karşı (yuvarlak solucanlar ve kancalı kurtlar) rutin olarak ilaçlanmalıdır. Bağırsak parazitleri erişkin köpekleri de etkileyebilmektedir. Kalp kurdundan korunmak için kullanılan bazı ilaçlar bu parazitlere karşı da koruma sağlamaktadırlar. Veteriner hekiminiz size uygun bir parazit kontrol programı önerebilir.
  • Pire ve keneler: Bölgenizde pire ve kene problemi var ise veya köpeğinizin pirelere karşı alerjisi varsa onu bu parazitlere karşı korumalısınız. Pire ve kenelere karşı kullanabileceğiniz çok iyi ürünler vardır. bu ürünlerin hepsi etkili ve güvenlidir. Hangi durumda hangi ürünün sizin petiniz için uygun olduğunu öğrenmek için veteriner hekiminize danışmalısınız.

Pireler, keneler ve bağırsak kurtları petinizin sağlığını tehdit eden unsurlardır. Ayrıca bunlar insanlara da geçebilmektedir.
Öncelikle intestinal parazitleri inceleyelim. Bu kurtlar bulantı, kusma, diare ve anemiye neden olabilirler. Ancak bunlardan korunmak veya bunları tedavi etmek mümkündür. Yavru kedi ve köpekler çoğunlukla doğduklarında intestinal parazit taşımaktadırlar (genellikle askarit yani yuvarlak solucan). Bunlar anneden yavruya geçmiştir. Bundan dolayı her yavru askaritler ve kancalı kurtlara karşı rutin olarak ilaçlanmalıdır. Erişkin köpekler de bu parazitleri, mikroskobik yumurtalarla kontamine dışkı, toprak yada çimi yalayarak almaktadırlar. Erişkin köpeklerin çoğunda birçok intestinal parazite karşı direnç gelişmektedir. Ancak kancalı kurtlar yine de colitisle seyreden problemlere yol açmaktadır. Bunun için dışkı muayenesi yapılmalı ve uygun ilaçlar verilmelidir.
Pireler de kedi, köpek ve insanların (insanlar da pireler tarafından ısırılabilir) ortak sorunudur. Birçok köpekte pire alerjik dermatiti gelişmektedir. Bu durumda pire sayısı az dahi olsa, pirenin salyasındaki antijenlere karşı gelişen hipersesitivite (aşırı duyarlılık) reaksiyonuna bağlı olarak şiddetli bir dermatit şekillenmektedir. Şiddetli kaşıntı antihistaminik ilaçlarla veya kortikosteroidlerle giderilebilir ancak amaç pirenin yok edilmesi ve bir daha gelmemesi için gerekli önlemlerin alınması olmalıdır. Pire enfestasyonlarının tedavisinde kullanılan birçok ürün mevcuttur. Bunlar permethrin içeren tozlar, spreyler ve tasmalardır. Ancak en iyi sonuç alabileceğiniz ürünler veterinerinizin önereceği, tıbbi olarak hazırlanmış ürünlerdir. Bazı durumlarda petinize uygulananlar dışında eviniz ve bahçenizin de ilaçlanması gereken komplike pire mücadelesine başvurmanız gerekebilir. Kenelerin yoğun olduğu bir bölgede yaşıyorsanız bu parazitler için de önlem almalısınız. Köpek keneleri bazı ciddi hastalıkların insanlara ve köpeklere bulaşmasında rol oynamaktadırlar.
Öneriler

  • İntestinal parazitler: Yavru köpekler bağırsak parazitlerine karşı rutin olarak ilaçlanmalıdır. Erişkin köpekler de bu parazitlerden etkilenmektedirler. Birçok durumda uygun dışkı muayeneleri bu parazitlerin varlığını teşhis edebilmektedir. Yavru köpekler için her aşılamadan önce dışkı örneği alınıp incelenmelidir. Son parazit ilaçlaması yapıldıktan belirli bir süre sonra dışkı örneği muayenesi yeniden yapılmalıdır. Köpeğe kalp kurdu ve intestinal parazitlere karşı koruyucu bir program uygulanıyorsa yılda bir defa, uygulanmıyor veya köpek evin dışında yaşıyorsa yılda iki üç defa dışkı muayenesi tekrarlanmalıdır.
  • Pireler ve keneler: Bölgenizde pireler ve keneler yoğun ise veya köpeğinizin pirelere karşı alerjisi varsa onu bu parazitlerden korumak için önlem almalısınız. Artık pirelere karşı kullanılan çok etkili ürünler bulabilmek mümkündür. Birkaç istisna dışında bunlar pire tasmalarından daha etkilidirler. Ürün seçimi için veterinerinize başvurmalısınız. Köpeğinize en uygun ürünü ancak veteriner hekiminiz önerebilir.

PETİNİZ İLE SEYAHAT



Petinizle beraber tatile gitmeyi düşünüyorsanız nasıl plan yapmalısınız?
Aileniz, birçok ailenin yaptığı gibi tatile çıkmayı düşünebilir. Önemli bir soru şudur ki: Petinizi yanınıza alacak mısınız? Cevap vermek için biraz düşünmek gerekir. Ne tür bir tatil yapmak istediğiniz bu konuda önemlidir. Nereye gidiyorsunuz? Nerede kalacaksınız? Oraya nasıl gidiyorsunuz? Bunlar hayvan dostunuzu da yanınızda götürmeyi düşünüyorsanız çok önemlidir. Petinizi yanınıza almaya karar vermeden önce veterinerinize de danışmanız önemlidir. Ayrıca ilaç uygulamalarına devam ediyorsanız bu ilaçları da almayı unutmayın.
Köpeğinizi kontrol altında tutun

ALMAN KURDU GENEL BİLGİLERİ:

Özellikleri ve Standartları PDF Yazdır E-posta
 Keskin ve ince zekalı, anlaşılması güç sezgilerle donanmış olan bu köpek ilk kez M.Ö. 700-600 yıllarında Yunanistan'daki bazı çömleklerin üzerinde görülmeye başlamış. M.Ö. 400'de ise Hollanda, Belçika, Fransa, Romanya ve Avusturya'da bu tip köpeklerin varlığı kanıtlanmıştır.

*      Önceleri Güney Almanya'da Württenberg, Thuringia, Soxony ve Bavyera eyalellerindeki çiftliklerde çoban köpeği olarak, görev yaptıkları biliniyor. Ardından dünyanın dört bir yanına yayılarak tam anlamı ile uluslararası bir çoban köpeği olup çıkmıştır. Agresiv olmayan mizaç ona evlerin kapısını da açmış, evlerde çocukların yakın dostu olmuştur.

*      Yüzbaşı Max Emil Eriedrich von Sepbanitz ile Arthıır Meyer ise bu köpeği ilk keşfedenlerdir. 1882'de Almanya'nın güney eyaletlerinden biri olan Hannover'de bir köpek Show'unda ilk kez görülen bu ırk, Von Stephanitz'in kalkışı ve 'Alman Çoban Köpeği' Birliği'nin 1899'da kurulması ile cins standardı belirlenip ırka resmiyet vermişlerdir. 1918 yılında Amerika'lı bir askerin Avrupa'dan Amerika'ya getirdiği 'Rintintin' adlı Alman Çoban Köpeği bütün dünyada izlenen bir filmde başrol oynayınca, bütün dengeleri alt-üst edip bak ettiği zirveye olurdu. Bu olağanüstü üne rağmen, 1.Dünya Savaşı'nın sonunda İngilizlerin Avrupa'da, Almanya'ya karşı yürüttükleri propaganda sonucu Alman Çoban Köpeği de gözden düştü. Çünkü, bu köpekler savaş yıllarında Alman ordusuna büyük yararlar sağlamışlardı. Ancak daha sonraları yeniden İngiltere'ye girebildi. İngilizler onu 'Alsace' bölgesinden dünyaya yayıldığını iddia ederek, ırkının 'Alsatian:' adı taşıdığını iddia eltiler. Böyle bir iddia doğru olmasa da 'Alsatian'ların da birer kurt kanı taşıdığı ve Almanya'dan gelmiş olabilecekleri bir gerçek. 1920'de bir dergi nedeni pek. belli olmayan bir sebeple Alman Çoban Köpeğini uzun süre karaladı. Bir süre onun geleceğini etkiler gib
 
   
    
Anasayfa | Hakkımızda | İletişim | Pansiyon | Köpekler | Eğitim | Yükle | Linkler
Web Tasarım
web tasarım